26 Ocak 2012 Perşembe

Ömür

ÖMÜR
Bir veda değil midir her nefes?
Akan zaman, çalan saat, ölümden ses...
Akıl başka söyler, başkadır heves...
Fani kısa faydasız olmasın ömür
Kabirden başka bir yer, mekan var mıdır?
Para, şöhret şan, söyle yar mıdır?
Bir metre çukurda son bulur ömür...
Adımlasak ömrü belki üç adım
Dostluğa açım, Hakka susadım
Allahın rızası almak muradım
Bir kefen değil mi sonu su ömrün
Ta ademden bu yana çağırır ölüm
Sızlıyor yüreğim, acıyor gönlüm
Öyle de böyle de BİTİYOR ÖMÜR.! (alıntıdır..)

21 Ocak 2012 Cumartesi

"Gönlüm Dilime Dargın, Dilim Gönlüme... Gönlüm Duygularını Anlatamadığı için Kızarken Dilime...
Dilim Anlatamayacağı Şeyleri Düşündüğü İçin Kızıyor Gönlüme..." (Hz.Mevlana)

15 Ocak 2012 Pazar

Hayret

Lale'nin güzelliğine uygun güzel bir yazı;
insan, âlemin bunca güzelliğine inceleyici bir gözle bakıp hayret etmeli, kendisine sunulan lezzetleri ve nimetleri farkedip minnettarlık duygusuyla teşekkür etmeli.
Şu halde, eğer yaşıyorsak, eğer kalbimizi öldürmemişsek, eğer kalbinde hayat olan bir insan olmanın hakkını veriyorsak, hayret ateşimizi "Subhanallah" cümlesinin serinliğinde söndürmeyi, minnettarlık duygumuzu "Elhamdülillah" cümlesinin genişliğine emanet etmeli, aklımızın taşımaktan aciz kaldığı, zihnimizin kavramakta zorlandığı hayranlıklarımızı "Allahüekber" ifadesinin vadisinde dinlendirmeliyiz.. (Senai Demirci)

12 Ocak 2012 Perşembe

mevlana oğluna der ki...

Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular."

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!
Senin düşmanını sevmeni, düşmanında seni sevmesini istemen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur; Çünkü (gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.)
Allah'ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allah buyurdu ki:
Ey kullar, kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.
Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allah'ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur.
Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz..

6 Ocak 2012 Cuma

Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?
Sahi sevmek nedir?
Bir muma ateş olmak mıdır? Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?
Hz Mevlana...

3 Ocak 2012 Salı


Sessiz Gemi (Yahya Kemal Beyatlı)

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kallkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

1 Ocak 2012 Pazar

Big-Bang

National Geographic belgeseli ve Kuran ayetleri
İnkar edenler gökler ve yer birbirleriyle bitişik iken onları ayırdığımızı görmüyorlar mı? (Enbiya-30)
Ve göğü kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz. (Zariyat-47)
Evvel Zaman içinde Memleketin Birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış ' Bu gençliğin sırrı nedir' diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.. ama sorular sık , soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl... anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
"Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merek ederken Adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş:
"Hatun, şu kilerden bir karpuz getirir misin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da:
" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.
“ Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin “ demiş, Başka istemiş?. Bu böylece toplam beş sefer tekrarlamış.
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. "Eeee ?.
Arkadaşlar iste benim gençliğin sırrı burada anladınız mı??
Herkes birbirinin yüzüne bakmış. Kimse bişey anlamamış.."Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!" Dedecik gülmüş."Efendiler" demiş "O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile "aman be adam , deli misin nesin şu tek karpuzu ne taşıttırıyorsun bana defalarca.." demedi.
Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte ben bütün gençliğimi bu hanımıma borçluyum. Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.’ Demiş.